CNBC-e DERGİ
NİSAN 2008:
BENİM FAVORİM
Prison Break’te üçüncü sezon her ne kadar soluk kesici olaylarla dolu olsa da, ilk iki sezonda mahkumlarımızın neler yaşadığını ve izlediğimiz o şok edici sahneleri unutmak mümkün değil. Belli ki dizinin yaratıcıları da unutmamış. İşte Prison Break yazarlarının “Sizin favori Prison Break sahneleriniz hangileri?” sorusuna verdikleri yanıtlar.
KAÇIŞ
İlk sezonun 20. bölümü, yazarlardan alınan cevaplar arasında en popüler olanı. Bunun sebebi çok açık. Michael Scofield kaçış planını açıkladıktan sonra akıllardaki en büyük ve en temel soru, “Acaba Fox River’dan kaçabilecekler mi?” oldu. Scofield ve arkadaşları; şüpheci Warden Pope, meraklı Bellick, tünel, alarm, parmaklıklar, ip, duvar ve diğer birçok engelle baş etmek zorunda kalsalar da sorunun cevabı sonunda, “evet”ti!
Dizinin baş senaristlerinden Nick Santora, 20. bölümün tamamını en sevdiği anlardan bir tanesi olarak değerlendiriyor, “Çünkü tüm sezon boyunca beklediğimiz an, onların hapishaneden kurtulduğunu görmekti. Televizyon tarihinde gördüğüm en heyecanlı saatti. Tıpkı bir sinema filmi izlemek gibiydi.”
KELLERMAN VE MAHONE KARŞI KARŞIYA
Önce yazar asistanlığı yapan Christian Trokey, üçüncü sezonda kadrolu yazarlığa terfi etti. Trokey'nin ikinci sezonda birçok sevdiği an olsa da, favorisinin Kellerman ve Mahone'un karşı karşıya geldiği sahne olduğunu söylüyor. The Killing Box adlı bölümde Kellerman'ın Mahone'a ihanet ettiği sahnede, Prison Break dünyasında yine her şey altüst olmuştu. Trokey, “Bu tip dönüşümlere bayılıyorum. Kellerman tam bir çıkmazdaydı. Yıllarca Şirket’in sadık bir elemanı olmasına rağmen bir gün önce ‘çalışma arkadaşlarım’ dediği kişiler tarafından tabuta konulmaya çalışılıyordu. Fakat Kellerman, tabuta tek girmemekte kararlıydı. Yanında mümkün olduğunca fazla kişiyi götürecekti. Alexander Mahone da bunlardan sadece ilkiydi” diyor.
ÖZGÜRLÜK YOLUNDA HAYWIRE
Dizinin yapımcılarından Matt Olmstead’ın en sevdiği sahneler ise birinci sezonun final bölümü olan Flight’dan. Bu bölümde kahramanlarımızı ilk kez dış dünyada gördük. Olmstead şöyle anlatıyor: “Haywire karakterinin çiftlik evinden çaldığı bisikleti sürerken ki davranışlarını izliyordum. Üzerinde hâlâ deli gömleği vardı, ama kafasına Amerikan futbolu kaskı geçirmişti. Bu sahne, bisikletin üzerindekinin Haywire olduğunu ve daha sonra bisikletle kaçtığını göstermek için yazılıp yönetilen bir sahneydi. Haywire'ı canlandıran Silas Weir Mitchell, bisikleti yola doğru sürdü ve gözden kayboldu. Silas gözden kaybolurken tıpkı bir çocuk gibi bisikletin selesini bırakıp kollarını iki yana açtı. Tıpkı bir uçakmış gibi. Gerçekten harika bir seçimdi. Haywire'ın artık özgür olduğunu kanıtlayan bir sahneydi. Eskiden birlikte çalıştığım David Milch, Mitchell’ın harika bir aktör olduğunu ve sahneye hiç beklenmeyen, dahice bir hareket getirdiğini söylerdi. Bu sahnenin, bölümün son sahnesi olmasının sebebi de buydu.”
YARATICININ SEÇİMİ
Birinci sezon, dizinin yaratıcısı ve yapımcısı Paul Scheuring için oldukça tatmin edici bölümlerle doluydu. Bunlardan ilki, Michael'ın dövmesinin ardında yatan gerçeğin ortaya çıktığı Pilot bölümdü, çünkü Scheuring’e göre “Michael’ın dövmesinin açığa çıkışı koca bir sürprizdi ve dizinin olağan dışılığını gözler önüne serdi. Gerçekten harika bir andı.”
İkincisi ise, birinci sezonun 15. bölümü olan Brother’s Keeper’dı. Bu bölümde geçmişe giderek kahramanlarımızı Fox River’a getiren olayları gördük. Scheuring şöyle diyor: “15. bölümde Michael’ın kaçış planını nasıl hazırladığını görüyoruz. Bu bölümün montajının çok kaliteli yapıldığını düşünüyorum.”
GÜNÜN KAHRAMANI KELLERMAN
Yeni Prison Break yazarı Christian Trokey’in dizide en sevdiği anlardan bir diğeri ikinci sezonun 21. bölümü Fin Del Camino. Bu bölümde, Sara, Michael'ın kaçışıyla ilgili suçu üstlenmek için kendini hazırladığı sırada, Kellerman, araya girip “Güzel ve genç doktorumuz için henüz hiçbir şey için geç değil” deyip, Sara’yı kurtarıyordu. Trokey bölüm hakkında, “Sara hep iyinin tarafında oldu. Fakat şimdi hapishanenin diğer yüzünü görecek gibi görünüyor. Ancak beklenmedik bir anda kahramanımız Kellerman, mahkeme salonuna girip kendinden son derece emin bir şekilde, Sara’nın tutuklanmayı hak etmediğini söylüyor. Kellerman ne yaptığının farkında, sakin ve kendinden emin görünüyor. Tıpkı onu canlandıran aktör Paul Adelstein gibi. Peki Kellerman gerçekten de cezaevi aracının arkasında mı öldü?” diyor. Eğer Şirket'in idam mangasının elinden kaçabilecek biri varsa, bu olsa olsa Paul Kellerman olurdu.
AĞABEYİNİN KORUYUCUSU
Prison Break yapımcılarından Zack Estrin, Brother’s Keeper’ın yazma ayrıcalığına sahip olduğu bölümler arasında en sevdiklerinden biri olduğunu söylüyor. “Dizinin kendi kalıbından çıkıp, farklı bir yöne doğru ilerlemesi açısından çok önemli bir fırsattı. Ayrıca bu bölüm, çok önemli bir soruya parmak bastı: Michael ağabeyini kurtarmak için neden bu kadar çabalıyor? Brother’s Keeper, çekimi, düzenlemesi ve oyunculuğuyla, kısaca her şeyiyle çok güzel bir bölümdü. Tıpkı kısa bir sinema filmi gibiydi ve dizinin hayranlarına bir nevi hediye niteliğindeydi. ”
T-BAG ZAMANI
Christian Trokey, birinci sezon sonunda, T-Bag'in elini kaybettiği bölümü çok sevdiğini söylüyor. “T-Bag, dizinin başından beri iğrenç bir adamdı. O resmen kötünün de kötüsü. Bu yüzden, elini kaybetmesi ona ceza oldu, çünkü elini sonsuza kadar kaybetti.”
Paul Scheuring, Trokey’nin sözlerine katılıyor ve kendisinin en sevdiği T-Bag anının, T-Bag'in ilk kez boş ceplerini Michael’a gösterdiği sahne olduğunu söylüyor.
CNBC-e Dergi yazı arşivine dönmek için tıklayın >>

